14 Mart 2016 Pazartesi

ygs, ankara, patlama vs...

oğlum dün sabah ygs'ye girdi. en önemli sorunumuz buydu dün  sabah itibariyle. kaç puan alacak, nasıl geçecek, dualar, çişi gelir mi acaba, bu sene istediği yere girebilecek mi, zamanı yetecek mi falan. çıktığında yüzü gülümsüyordu, eşim ben düşüncelerde iken stresten ağlamış, iyi geçti dedi, dersane ortalamaları civarında net gelir dedi, yeter bize canın sağolsun oğlum dedim, elinden geleni yaptın, ama lys de var 2 aşamalı sınav bu, sonuç ne olursa olsun pes etmek yok dedim.tamam baba dedi. napalım nereye girmek istersin kızılaya gidelim mi dedim, yok ben her gün kızılay dayım zaten dedi, başka yere gidelim dedi, çayyoluna bir kafeye gittik. akşam 17:30 civarı döndük. kaç zamandır bira falan içmiyordu rahatlasın diye beraber içtik. arabayı şaşmaz yolunda ona verdim o kullandı. evde çay içerken haberlerde ankara kızılayda patlama, çok sayıda ölü ve yaralı haberi geçildi. daha nekadar olmuştu ki merasim sokaktaki saldırının üzerinden. hemen internete baktık twitter ve face yavaşlamıştı, sonra hepten gitti. ama oğlum yaşındaki çocukların cesetleri ayaklarında N yazılı ayakkabılarıyla bir sürü genç sabah ygs ye girmişti, stres atıyorlardı muhakkak, ama şimdi yoklardı. bu ne menem bir şeydir. oğlum kızılay'da neredeyse her gün yüksel caddesindeki dersaneye gidiyor, kızım kızılay'da meşrutiyet caddesindeki dersaneye gidiyor haftada 3 gün, benim işyerim kızılay'da hafta içi her gün iş yerine geliyorum. 

İç İşleri bakanı basın toplantısında: terörle mücadele hız kesmeden devam edeceğiz,ama böyle saldırılarda %100 başarı mümkün değil. 10 ekim ankara garı, 17 şubat merasim sokak, 13 mart güvenpark ve yüzlerce ölü ve yaralı. nasıl bir şeyle karşı karşıyayız ki %100 başarılı değiliz ama görevlerimizi yaptık, ihmalimiz yok, ama 5 ayda ankara, cumhuriyetin başkentinde beş ayda 3 bombalı saldırı yapılbildi. ne kadar güvendeyiz sayenizde. ne kadarını önlediniz de 5 ayda 3 saldırı yapıldı. düşman kimdir, nedir, amacı nedir...

AKP tandanslı hızlı uzman gazeteci Abdülkadir Selvi beyfendiler dün akşam buyurdular: terörle yaşamaya alışacağız. alışmak yaşayan canlıların hareketidir. ölen insanlar artık alışamazlar, yokturlar çünkü. enflasyon mu bu alışmak zorundayız, 90lı yıllarda böyle derlerdi ekonomistler. ama öyle olmadığını, çözümün olduğunu gördük.terörün de çözümü vardır her zaman değil mi? öyle olduğuna inanmak istiyorum. 

Bomba yüklü araçlarla saldırı. araç kayıtları tamamen devletin envanterinde.hırsızlık ve saire olduğunda izini sürebilme yeteneğine sahip devlet. benim arabam çalındığında istanbul'da polisler demişlerdi bana : sen bu arabayı unut, bulunması imkansız, ama üstten bastırırsan mümkün olabilir diye. bende EGM GMY'sine ulaşmıştım ve aynı gün akşam 17 civarı arabam bulunmuştu, hasarsızdı, GOP taki polisler şaşırmışlardı, aynı gün bulunan araba imkansız bir şeydi, nasıl yaptın diye. bir kişi bir yerden bir yere gidecekse gideceği yerlerde ya otelde ya misafirhanede  yada konu komşuda kalır, otel ve misafirhaneler emniyetin yani devletin kontrolünde olan yerlerdir. diğer yerler ise istihbarat ve muhtarlık ağıyla kolayca izlenebilir.Başkentte 5 ayda 3 saldırı ve bu kadar rahat araçlarla bombaları sokuyorlar, burda bir şeyler beni ikna etmiyor. meslek icabı soruşturma konularıyla içli dışlıyımdır. bir konu geldiğinde önce elimizde ne var diye bakarım. sonra olmayanlara nasıl ulaşırım. bilgi ve belge toplar, sonuca ulaşırım. burda sonuca  ulaşılamıyorsaya ihmal ya koruma vardır diye düşünüyorum.

Bu ülkede 700binin üzerinde asker, 250 bin civarında polis ve 10bin civarında istihbarat görevlisi var. toplam 1 milyonun üzerinde bir rakam bu. ülke nüfusu 70 milyon ise 80 kişiye 1 güvenlik görevlisi var ve güneydoğuda askerimiz sura bayrak çekti diye sevinir duruma geldik. orası bizim zaten arkadaş.güvenlik zaafiyeti olması için illede beştepe'deki saraya mı bomba atılması gerek. oğlum yada kızım yaşında gencecik hayatlar yitti gitti. bu ne acımasız bir terördür. amacı ne, kimler planlıyor, insan olmaları zaten mümkün değil, 

Arkadaş sen cemaatle işbirliği yapıyorsun, anlaşmazlık çıkıyor muhtemelen paylaşımda, beni kandırdılar diyorsun, bunlar devlete sızmış terör örgütüdür, benim suçum yok diyorsun anladık. genel seçimlerde sana oy verdiler yerel seçimlerde hdp ye oy verdiler anlaştınız, karşılığında açılım dediniz, bu sayede belediye olanakları ile şehirlerin bomba ve mühimmatlarla doldurulmasına göz yumdunuz, daha sonra anlaşamadınız, açılım olmadı sonuna kadar savaşacağız dediniz anladık. esad dostundu esed oldu, suriyenin iç işlerine karıştınız, sınır güvenliğini sağlayamadınız, daha sonra 3 milyon suriyeliyle birlikte suriyedeki terörü de ülkeye ithal ettiniz. hala daha alacağız diyorsunuz. başkenttin göbeğinde 5 ayda 3 kez bombalı saldırı oluyor. 

Zaafiyet ile ilgili olarak: ABD büyükelçiliği vatandaşlarını uyarıyor. terör saldırısı olacak diye. Eşimin öğretmen arkadaşı cumartesi face'den paylaşmış. arkadaşlar ne kadar doğrudur bilmiyorum. filipinler büyükelçiliğinde arkadaşım söyledi, kızılay'da terör saldırısı olacakmış, kızılay civarına gitmeyin diyor. ben de sonra bu uyarıyı gördüm. bunlar tesadüf olamaz. her büyükelçilik uyarmış. muhtemelen istihbaratı mitten alıyorlar, ama bu ülke kendi vatandaşlarına bir uyarıyı çok görüyor.

10 ekim saldırı sonrası şöyle demişlerdi: 400 mv verseydiniz bunlar olmazdı. aradan zaman geçti 24, star, show,kanal7 vs sürekli başkanlık sistemi ne kadar iyi, halk ne kadar destekliyor anketleri, uzman söyleşileri yayımladırlar.dün akşam ankara'nın göbeğinde bomba yüklü araç patlamış, gencecik canlar, umutlar gitmiş, bir tv kanalında başkanlık sistemini destekliyor musunuz anketi var.ne demeli...insan yaşamının hiç mi değeri yok.en önemli sorunumuz bu mu?

Roma atasözü: İs fecit huic Prodest. Kimin işine yarıyorsa o yapmıştır der, hocam Mahir Kaynak da böyle derdi çok zaman. yanlış anlaşılmasın Gazi İİBFden iktisat hocamdı Mahir Kaynak. biz daha sonra öğrendik mitçi olduğu. of..oğlum dersanede.ben iş yerindeyim.yarın  ve daha sonraki günlerde hangi yollardan gitcez, kızılay'da yada ankara'da nerelerde dolaşılmamalı, riski ne kadar indirilebilir, giden genç çocukların hesabını kim verecek.Allah belasını versin işine yarayanın da, yapanında, aracı olanında, kullananın da......Amin....

11 Aralık 2015 Cuma

sigaraya dair..

bırak diyorlar, 
mütamadiyen bırak..
bilmiyorlar ki;
nasıl da gönülden bağlandığımı
nasıl da severek içtiğimi
her zerresinden mutluluğu
yorulan zihnime 
nasıl da zerk ettiğimi
bilmiyorlar ki...

bırak diyorlar, 
mütemadiyen bırak.
bilmiyorlar ki
karşılıksız sevdiğimi
salgılanan serotoninin
çektiğim her nefesten olduğunu
bilmiyorlar ki...

9 Aralık 2015 Çarşamba

islami terör

müslümanlar için savasamayız demiş nato genel sekreteri. 11 eylülden beri bu minvalde açıklamaları ve batı dünyasının bakış açısını bu yönde kuvvetlendirecek yeterli sayıda eylem oldu çeşitli merkezlerinde. biliyoruz ki klu kluk klan amerika içindeki ırkçılık ise avrupada bu ırkçılığın ta otaçağa kadar uzanan kökleri var ve son yüzyılda mussolini ve hitlerle pik yapmış durumdaydı. geçen 60 yılda ne kadar dondurulmuş olsa da buzdolabından çıkarılacağı günü umutla beklemektedir avrupa nasyonalizmi ve ırkçılığı. kaldı ki bizim gibi 3. dünya ülkelerinden daha bilinçli bir milliyetçilik ve ümmet kültürüne sahip olduklarını söyleyebiliriz. 

ümmet kültürü açısından bakıldığında türkiye halen iran ile rusya kadar yakınlaşamamıştır. arap dünyası ise bizden çok amerika ve avrupaya yakındır. kısmi gelişmeleri dikkate almıyorum burada. süreklilik ve sürdürebilirlik önemli bu noktada. bu bağlamda türkiyenin 80den beri muhafazakarlaşması ve hiç bir zaman da örnek demokrat islam ülkesi kimliğine bürünememesi hali apaçık ortada. arap ülkeleri ve iran daha muhafazakar bir yapı istiyorlar, muhafazakarlık nerede başlayacak nerede son bulacak önemli bir nokta. kaldı ki bir iki istisna hariç islami teröre yenik düşmüş durumdalar bu ülkeler.

2015 yılında nato genel sekreterinin müslümanlar için savaşamayız açıklaması ne kadar trajik ise taliban, işid, hizbullah, müsküman kardeşler ve benzerleri örgütlerin islam adına, Allah adına savaşmaları da o kadar trajik ve üzücü. Allah yarattıklarına ihtiyaç duymaz halbuki. Galü beladan beri yani ezelden beridir bir din var olmasını diğerini yadsıyarak sürdürüyor. İslam hristiyanlığı yok sayıyor, hristiyanlık muhammedi peygamber saymıyor, ilahi komedyada muhammed cehennemin 7. katındadır dikkat edersiniz. ne kadar bilim üretirseniz üretin bu dogma ve inanç yoğunluğu siyasete,  ticarete, savaşa ve barışa yön veriyor. 

dünyada 60 ve 70 li yıllar göreli özgürlük havası ve dinin reddedilişi yıllarıydı. 80lerden sonra avrupa ve amerika da olduğu gibi çözülen rusyada kaybettiği tanrıyı yeniden buldu, ülkemizde ise ortam tamamen sığ ve sağ orta yolculara bırakıldı. son 14 senedir ve öncesinde de iktidardalar. bilim üretimi yok  ne yazık ki. ülkenin katma değerinde artış da yok.

her ne kadar hristiyanlığı reddediyorsam islamı da o kadar reddediyorum. din adına Allah adına kim olursa olsun insanların katledilmesi anlamıyorum, anlamayacağım da. dinin bir üst kimlik olması hali zaten yeterince acayip. ulus devlet çağında halen ortaçağ paradigmalarıyla hayata yön vermeye çalışmak hem batıda hem biz de ne kadar dehşet verici. kaldı ki yanı başımızda 2 milyon ıraklı ölmüş, suriye dağılmış, mısır ve saire kap karışık iken islami coğrafyada düşsen topraklarına düşeceğin iran, kuveyt, suudi arabistan, yemen ve saire kılını kıpırdatmıyorsa bu din anlayışını kökünden sorgulamak gerekmez mi. kimse islam ile terörö yanyana gelemez demesin. o zaman sorarlar adama taliban, islami cihat yada işid ne diye.

17 Kasım 2015 Salı

marlboro man and harley davidson

sinema tarihinin kötü filmlerinden biri olarak sayılabilir belki. imdb puanı 6.0 olan marlboro man and harley davidson filminden söz ediyorum. hayatımda hiç giyinmedim ama, hep filmdeki don johnson gibi giyinmek istedim, meşin yelek, gömlek, kovboy çizme ve şapka. kovboy çizmelerin en revaçta olduğu 90ların başlarında bile giymedim hiç ne yazık ki. filmin girişindeki müziği de çok severim ayrıca, bon jovi'nin wanted dead or live. ne müthiş bir bir müzik ve filmin girişine ne güzel uymuş, amerikan rüyası, görkemli şehirler, endüstri, otoyollar, özgürlük ve uyuşturucu. 

kaygısızca demir atımla gezmek isterdim bende, para sorunsalı olmadan. hep istedim şehir şehir gezinmeyi. içki zaten var, sigara da fazlasıyla.  biraz uyuşturucuya da bulaşmak fena olmazdı, en azından esrara.  ülkede gezmediğim şehir, ilçe neredeyse kalmadı diyebilirim, ama iş dolayısıyla oldu tüm seyahatler ve hep koşturmaca içinde geçti. mickey rourke filmin başında bir kasaba otelinde sabahlıyor ve erken saatlerde yola çıkıyor, iyi bir harley var altında. 2 yıl kadar başıboş nerde sabah orada akşam  geçirdiği 2 yıldan sonra dönüyor, yüzlerce mil kat ediyor, yolcuya haz veren şey varmak istediği yer değildir, sadece yolda bulunma arzusudur. don johnson bir kasaba kentinde bilardo oynuyor parasına, kavga, içilmeyen malbroro. camel olmasını isterdim. 

ve silahlar. desert eagle, çöl kartalı. vazgeçilmeyen baba yadigarı çizme. arkadaşlık, aşk, hepsi ayrılık ve özgürlük ikileminde veriliyor. belki de hep olamadığım bir tarafımı simgelemektedir bu filmdeki figürler. defalarca izledim, masal gibi gelir bana, halbuki öykü sıradan.silahlar ateş etmek içindir harley, fırlatmak için değil.asla kaçan otobüsün ve giden kadının peşinden koşmayacaksın. repliklerini de beğenmiştim maço olmasına karşın. başıboş yaşamak, kaygısız olmak, günün tadını çıkarmak yarını düşünmeden belki cazip olan tarafı budur filmin. belki biz her geçen gün daha fazla kuşatılarak, kendimizi bastırarak yaşadığımızdan ve ne yazık ki bunu ben fazla duyumsadığımdan kaynaklanıyor olabilir. benzer bir tema ölü ozanlar derneğinde de vardı, ama biraz daha sanatsal bir tarz da vermişti bu mesajı. insanı yaşadıkları mı biçimlendirir, yoksa yaşayamadıkları mı? 

4 Kasım 2015 Çarşamba

kaybettik biz....

kaybettik biz, kaybettik kaçıncı defa..her defasında yanıldım, yanıldık..sığ ve sağ parti %34lerler başlayan seçim serüvenini, %46, %49, %41 ve %49 olarak sürdürdü ve her geçen gün hayatı bize zindan ederek, yaşama ve nefes alma şansı bırakmayarak, hiç bir atamada nüfus etmemize izin vermeyerek, kamplaştırarak, türbanlı bacım, 28 şubat, cumhuriyet mitingleri, 376, anayasa referandumu, yetmez ama evet, açılım, gezi olayları, enflasyon, istikrar, kömür, bulgur, ihale, nükleer santral, köprü, tünel, havaalanı, hes, mısır, rabia, filistin, vanminüt, yedirmeyeceğiz, uzunboyluadam, reis, paralel, fetö, ergenekon, balyoz, kürt sorunu diyerek son 14 yılımıza ipotek koydu, kültürel yaşam ve sanat anlayışına yaşam şansı yok, her şey cami, namaz, çok şükür, başörtüsü eksenine oturdu, öyle yada böyle hep kazandılar ve hep kaybettik biz, belki de sığ muhalefet partilerinden dolayıdır, ama sonuç yaşam gelip geçiyor ve yaşamımızın geçmiş 14 gelecek muhtemel 8 yılı daha bunlarla geçecek, hep kendimizi kollayacağız, ve hep onları izleyeceğiz, onlar yine çok şükür diyerek fütursuzca davranacak ve ülkenin yeni sahibi bizleriz, biz yer biz içer biz hak ederiz diyecekler geçmişte olduğu gibi, şehitler çoğalacak, defakto olarak değişen rejim tamamen değişecek belki de..

kaybettik biz her geçen gün daha da kuşatılarak..ne acı ülkenin milliyetçi partisi ayrılıkçı milliyetçi partisinden daha az mv çıkardı...kazanan hep haklı mıdır, çoğunluğun azınlığa tahakkümü demokrasi midir, demokrasi bir yanılsama mıdır?kaybettik biz dostum, kaybettik. rejimler değişir, partiler değişir, ülke değişir, mevsimler, iklimler, yüzler değişir,zaman geçer, şuracıkta 60 bilemedin 70 yılımız yaşam tarzımıza ve özgürlüğümüze müdahale edilerek geçmiş olacak, ne kadar mutlu olabiliriz ki bu kertede.kendimizi daha anlatamamışken en yakınınızdaki insanlara, yaşam tarzı, hak, hukuk, özgürlük, adalet, eğitim,sağlık, gelecek kaygımızı nasıl anlatabiliriz ki geniş kitlelere.belki de biz yanılıyoruzdur, ama beni hor gören, inancımı yada inançsızlığımı sorgulayan, mezhepleri, milliyetleri sorgulayan, iş, ilişki ve hukuku buna göre yorumlayan bir anlayışla nasıl barışabilir, nasıl anlayabilir ve nasıl hoş görebilirim ki?

kaybettik biz, nedendi, nasıl oldu geç artık, birikimim de buna elvermiyor sanırım, kaybettik, ilticamı etmeli uzak diyarlara bilmem, abdülhamit, hani şu çokca övülen akp döneminde padişah isdibdat yönetiminden bunalan serveti fünuncular doğulu yaşam biçiminden bunalmışlar, uzak diyarlara özellikle yeni zelandaya göçmek istemişler, ancak başaramışlar, hep hülya olarak kalmış, aradan 100 küsür sene geçmiş, yine doğulu, skolastik yaşam biçimi dayatması, yine isdibdat, yine bunaltıcı yönetim şekli. baş örtülü  bacım mutlu olsun yeterki, en lüs arabalara onlar binsin, üst kurullara, önemli mevkilere bilgi ve yetisi çok şükür, elhamdulillah, allahuekber, ihale, hes, bölünmüş yol ile sınırlı insamlar gelsin yeter, gerisinin canı cehenneme.kaybettik biz dostumkaybettik, baykal, kılıçdaroğlu, bahçeli, büyükanıt, özkök, adoğan, koçgrubu, cemaat, pkk truva atları oldu içimizde.kaybettik....

26 Ekim 2015 Pazartesi

hertelden....

shrödinger, kutunun içinde kedi, kedi ölü yada diri olabilir, ikisi birden olamaz, kuantum mekaniği, obama yada putin, abd veya rusya, 1990 ve 200lerde ırak, demokrasi, mısır, libya, ukrayna, her renk devrim, tayyip, akp, kömür, buzdolabı dağıtan valiler, açılım, bakan değişti, genel müdür değişti, bazı bölge müdürleri ve müdürler, yeni kanun, beklenti çok, kaygı çok, çocukların dersane ücretleri, 6 biri 11 biri, bütçeyi denkleştirmek gerek, ygs, lys, sınava az kaldı, zaman geçiyor, yaş kırkı geçti de ortalarında, hayat elimden kayıyor, müdahale edemeden, kum saati tersine döndü...

genel görelilik, kuantum mekaniği, 10 boyutlu membranlar, 11 boyulu süper kütle çekim, zaman eğilip bükülebilir, orta doğuda enerji savaşları, belirlenen yeni sınırlar, küçük devletler, işid, pyd, pkk, ajanlar kol geziyor, baş örtülü bacıma çiş yaptılar, 7 haziran seçimleri, olmadı 1 kasım seçimleri, yetmez ama evet, açılım olmadı savaş verelim, seçimden sonra genel müdür değişecek, bakan zaten değişecek, bakanlık ikiye bölünecek, sendikal değişimler, yeni duruma pozisyon almalar, ev taksidi bitecek, ikramiye diye verilen maaşlar dersaneye, araba almak gerek, ekim ehliyet sınavını geçti, kızım boyfriend yapmış, kastamonu, tadsız ruhsuz, ben tadsız ruhsuz, karmaşık duygular içinde...

kara delikler, bebek evrenler, stephan hawking; bilim geliştikçe dinin iştigal sahası daralacaktır, Richard Dawkins, tanrı yanılgısı, bu siteye erişim yasaklanmıştır, harun yahya, ateizm kampı, camiide içki içtiler, müezzin bilmez, sürelim o zaman, işid, süleymancılar, nurcular, cemaatçiler şimdi fetö terörö örgütü, beraber yürüdük biz bu yollarda, açılım, beni başkalarına muhtaç etmeyin, dombıra, uğur saçıldak, yeni ikramiyeye ne kadar kaldı, ocak, ocağı bağladık şimdiden, ne zaman biter bu dersane ödemeleri, bu sene 67binde, tıp, tıp için daha çok çalışman gerek oğlum, tamam baba, bu yetmez, ben çalışmıyor muyum yani, çalış kızım 11 den başla, bana çalış deme, pantolon almaya gidelim, gidelim anasını satayım, yorgunluk ve grip, bu havalarda hep böle olur, dikkat etmek gerek, deniz tekin, ne güzel ses, karanlıkta...

plüton artık gezegen değil, ben de eski ben değilim, dünya da değil sanırım, kaldı ki türkiye hiç değil, karşı devrim, telekom, limanlar, kpss dışı eleman alma, kpss hazırlık merkezleri, dersaneler kapandı, yok AYM iptal etti, etmedi benim dediğim yönde karar verdi, en fazla 3 derse izin veririm, olmadı eğitim koçluğu, kuantum mekaniği, çift yarık deneyi, uçak yapacağız, atak helikopteri, altay tankı, tayyip otomobili, körfezde halat koptu, japon mühendis intihar etti, bizde 300 kişi ölüyor, ocaklar göçüyor, şehitler her gün geliyor, kimse intihar değil istifa bilem etmiyor, ne salaklık, tıp okucam baba, olmadı genetik mühendisliği, odtü, çalış kızım , bana çalış demem çalışmam, yemek de yemem, alışverişe çıkalım, tamam.

nicola tesla, philadelphia deneyi, optikal görünmezlik, anjela merker, hasrunisa gül, emine erdoğan, hdp, bdp, akp değil akparti, sütten çıkmış ak kaşık, halk bankası, süleyman aslan, genel müdür, ayakkabı kutuları, çikolota kutuları, mılyon dolarlar, philippe patek saat, mehmet metiner, ergenekon, balyoz, bavulumda daha çok var, allah evinize ateşler salsın, taraf, akit, süleymancılar, doviz fırladı, düşerse biz yaptık, yükselirse faiz lobisi, dış güçler, koç holding, doğan holding, 2 temmuz süreci, fb, ts, 2011 şampiyonu, şike vardır, olmadı şike yoktur, 17-24 aralıkdan önce, sonra, çevre bakanlığı 2ye bölünecek, dağıtılmayan kontrollük fonu, sözleşmeye geçiş, yeni kanun, eşit ücret kararnamesi, inceleme, soruşturma, 21b, kamu ihale kanunu, grip, bol ballı limonlu ıhlamur, kastamonu, kış geliyor yavaştan, yolculuklar, çankırıda mola, kilimli ne berbat yer, kaosun başka adı, kömür ocağı her yer, delik deşik, kapkara hava, bacakkadı, amasra, ayla hasta, antbiyotik ve thraflu, komşu evini tadilat yaptı, berjerli koltuuk alaım, evde koltuk varya, o eskidi, banyoyu yaptıralım, gerek yok, merdivenleri ahşap yapalım, evi kısıım kısım yapalım, ne gerek var ya, o zaman berjerli koltuk bakalım, sabah ikeaya gidelim, gidelim, 40 km, baba bot istiyorum, şampuanım bitti, pantalon da istiyorum, olur alalım...

hiç sönmedi...

elimde sigara
hiç sönmedi...
sığındığım dingin liman
oluverdi çoğu zaman ..

hiç sönmedi 
yaktığı ateş
gözlerinin yüreğimde
limandaki fener
oluverdi her zaman...

senden önce kayıp bu gönül denizlerde
senden sonra kayıp bu gönül gözlerinde
yüreğimde yangının,
kıvılcımlar çaktırmakta
dinmedi ateşi
yağan yağmurlarda....
                 kstmonu, 26/10/15 e.k